Tek amaclari LAILAHE ILLALLAH olan, Mücahitlerin gazilerin-sehitlerin asigiyim. Dogrulugu yayip kötülügü kaldiran, Islam erlerinin Müslümanlarin asigiyim.
Irk renk ayirmadan insani seven, Gönlü bol insanlarin asigiyim, Tek gayesi insana hizmet etmek olan, Alimlerin ilim adamlarinin asigiyim.
Dünyamizi kötülüklerden arindirmaya calisan, Ihlasli babayigitlerin hayraniyim, Insana iyilik yapip karsilik beklemeyen, Eli bol gönlü bol hayirseverlerin asigiyim.
Bir kere görebilsem seni ya Rasullulah s.a.v. Mübarek elinle kalbimi mesh etsen ya Habibulah s.a.v. Bu kalb sönmeyen bir ateşle yansın ya Rasullulah s.a.v. Yüce Allahım Habibini düşümde göster.
Sabır ver bize Yarabbi Ihlas ver bize Yarabbi Sönmeyen ateş ver bize Yarabbi Sonsuz Aşk ver bize Yarabbi
Bu kalb yanlız sizler için yansın, Kalbimdeki hayırsız ve kötü hevesler atılsın, Nefsimin kibri yerden yere vurulup kırılsın, Yüce Allahım CanAhmedi s.a.v. düşümde göster.
Sabır ver bize Yarabbi Ihlas ver bize Yarabbi Sönmeyen ateş ver bize Yarabbi Sonsuz Aşk ver bize Yarabbi
Sadece kötü zamanlarda sana sığınıyorum, İyi zamanlarda şükretmeyi bile unutuyorum, Yarabbim hiç unutamayacağım bir an göster, NurMuhammed Mustafayı s.a.v. düşümde göster.
Sabır ver bize Yarabbi Ihlas ver bize Yarabbi Sönmeyen ateş ver bize Yarabbi Sonsuz Aşk ver bize Yarabbi
Gül yüzüne aşık olup her an onu düşüneyim, Her an ibadetle meşgul olayım, Ismini her işittiğimde doya doya ağlayım, Yüce Allahım GülMuhammedi s.a.v. düşümüzde göster.
Sabır ver bize Yarabbi Ihlas ver bize Yarabbi Sönmeyen ateş ver bize Yarabbi Sonsuz Aşk ver bize Yarabbi
Irmakların altında başka ırmaklar akar Pervane olur gökler bir kerre görmek için Bu şehre dalga dalga nice bayraklar akar Uçuşur kubbelerden bir zerre görmek için
Erguvanlar sabırsız ve laleler mağrurdur Sümbüller mütebessim, menekşeler yorgundur Gül her zaman taptaze ve daima vakurdur Gönüller yârden önce İstanbul’a vurgundur
Kucaklayıp nice gül güler Süleymaniye Abdest alan kulların gözyaşı kubbe olur Nasib olmaz elbette böyle aşk her faniye O küçük türbesinde Sinan’ım habbe olur
Bırak biraz ağlasın başını eğip yere Kaç asır kan damlatan muhtedi Ayasofya Şahiddir Sultanahmed ondaki bu kedere Cennet Gül’ü Fatih’in mabedi Ayasofya
Güvercin duaları yükselen Eyyüb Sultan Hakk’a teslim olarak tevazu üzre bekler Eğilir huzurunda her cülusda bir Hakan Tarihi tesbih gibi dizerek gelecekler
Uzakta Çamlıca’yla yarışır Yeni Cami “O senin iki tepen bir kubbeme dar gelir” Gün olur deryalara karışır Yeni Cami Ezan sesi duydukça sanki bana yâr gelir
Hâlâ terlemektedir ayakta Yavuz Selim Kim bilir beklediği Ol Resul-i Zîşan’dır Feyz almaz mı Allah’ım o mes’ud kuldan dilim İbret verip ümmete bir an olsun utandır
Fatih’in medresesi yıkılır hicran ile Ne kuş vardır damında ne Kuşçu göğe bakan Buluşmaz kaç asırdır Sada-ı Kur’an ile Her hücresi karanlık bulunmaz kandil yakan
Özletir ahireti yemyeşil mezarlıklar Eskimez yazıların altında kimler yatar Hükümsüzdür toprakta her türlü pazarlıklar İmanlı gönüllere dem-be-dem ibret katar
Cehennem korkusu mu ağlatır çeşmeleri Kalmamış bir damla yaş o â’mâ gözlerinde Hangi sevda gönülden dağlatır çeşmeleri Kesilmiş sineler taş, o â’mâ gözlerinde
Çeşmelerin gözüne sürünsün bir gonca gül Bağrındaki yarayı râyihası kapatsın Açılsın ufuklarda sulara doyunca gül Ve gidip ol Ravza’da Pa-yi Resûl’e yatsın
Gözleri ufuklarda aşkı arar Mihrimah Sarılıp ağlayarak Celi Sülüs hatlara Yeniden doğar belki güneş gibi her sabah Bırakıp gitmez bizi binip iyi atlara
Bekler Şeyh Hamdullah’ı elinde hokka ile Bir ibadet zevkinde Veli Sultan Bayezid Sığmamış hiçbir zaman ondaki sevda dile Kalem gibi yaralı ağlayan Can Bayezid
Bu güzel mabedleri cennete al Ya Rabbi Savrulmasın o günde hallaç pamuğu gibi Cennetlik kullarını zikrine Sal Ya Rabbi Sen’sin elbet güzelin, güzelliğin Sahibi